|
BİNGÖL
ÇOBANLARI
Daha deniz
görmemiş bir çoban çocuğuyum,
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum,
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların ..
Bu tenha derelerin,Bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
Her gün aynı pınardan doldurur destimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski yeni,
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini.
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
Dolaştırıp dururuz daüssılayı.
Her adım uyandırır ayrı bir hatırayı!
Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda;
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam,
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
Suna’mın başka köye gelin gittiği akşam.
Gün biter, sürü yatar sararan bir ayla,
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla..
Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al
Diye hıçkırır kaval;
Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun,
Daima eğeceksin başkalarına boyun.
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı;
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün geçen kervanları an..
Mademki kara bahtın adını koydu çoban!
Nasıl yaşadığımdan ne içip yediğimden,
Çıngırak seslerinin dağlara değdiğinden
Anlattı uzun uzun…
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla..
Karıştım ogün bugün, bu zavallı çobanla,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl Çobanlarına.
Kemalettin Kamil KAMU |

 
  |
|

Bingöl'ün bilinen en eski
ismi Cebel-cur dur. Cebel dağ, Cur akan anlamındadır. Bu kelimenin zamanla
Çabakçur şeklinde telaffuz edildiği ihtimali kuvvetlidir. Zaten Çabakçur
akan temiz su anlamına gelir.
Evliya Çelebiye göre bu isim Büyük İskender tarafından verilmiştir. Rivayete
göre Büyük İskender vücudundaki dayanılmaz ağrılar için nice hekimlere baş
vurduğu halde şifa bulamaz. Bunun üzerine Ab-Ul Hayat (ölümsüz hayat) suyunu
aramaya başlar. Uzun aramalardan sonra kaynağı kendisi olmasa da o sudan
içip dayanılmaz ağrılardan kurtulur. Faydasını gördüğü bu suya "Makdis
lisanı" üzerine cennet suyu anlamına gelen Çabakçur adını verir.
Doktorlarına, sizlerin çare bulmadığınız ağrılarıma Allah cennet
ırmaklarından deva verdi. Burada benim adıma bir kale yapın ve adını
Çabakçur koyun demiştir. Daha sonra çeşitli kaynaklarda Mingöl olarak
karşımıza çıkar. Mingöl göller bölgesi anlamındadır. Mingöl kelimesi de
zamanla halk tarafından Bingöl şeklinde telaffuz edilmiş bin tane göl
anlamındadır.
Daha sonra Bingöl'e Çevlik denmiştir. Bağ bahçe anlamındadır. Bu ad
günümüzde yöre halkı tarafından halen kullanılmaktadır.
1874 yılında yapılan bir idari düzenlemeye dayanılarak 1881 de Bitlis
vilayeti kuruldu. Çabakçur ve Genç bölgesi Bitlis Vilayetine, Kiğı
Erzincan'a, Karlıova Muş'a bağlandı.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında Elazığ, 1929 senesinde Muş'a
bağlanan Bingöl, 1936 yılında çıkarılan bir kanunla il haline getirildi. Bu
kanunun Bingöl iline ait metni aynen şöyledir. "Yeniden 9 kaza ve 5 vilayet
teşkiline ve bunlarla 32 Nahiyeye ait Kadrolar Hakkında Kanun
Kanunun numarası:2885
Kabul Tarihi:25-12-1935
Resmi Gazete ile Neşir ve ilanı: 4 Ocak 1936
Numara:3197
Madde 5: Muş vilayetinin Çabakçur, Genç, Solhan, Bingöl kazaları ile
Erzincan vilayetinin Kiğı kazasından teşekkül etmek ve merkezi Çabakçur
kasabası olmak üzere Bingöl vilayeti kurulmuştur."
1945 yılında il merkezi olan Çabakçur'un adı Bingöl olarak değiştirilmiştir.

1243 Selçukların Kösedağ savaşını
kaybetmesiyle Anadolu'da Moğol istilası başlamış ve Bingöl Moğolların
istilasına uğramıştır. "Doğudan gelen Moğol taarruzu karşısında
Harzemlilerden Bereket, Sarıhan aşiretleri, Cebellibereket'e Solhan aşireti
de aynı ismi taşıyan mıntıkaya gelmişlerdir.Rivayete göre ordusu dağılan
Harzemşah civar köylerden birine saklandığı bir sırada hariç bir köylü şahı
görmüş ve yanına yaklaşarak Ahlat'ta kardeşimi öldüren (Harzemşah) budur
diye onu kargısıyla öldürmüştür. Zazalar bundan sonra Şah'ın yattığı bu yeri
türbe ittihaz eylemişler ve Solhan aşiretinin meskun olduğu köye de
Harzemşah köyü denilmiştir.

1514'de Yavuz Sultan Selim
Bingöl'ün kuzeyini,Erzincan,Tercan ve Erzurum'u Osmanlıların hakimiyetine
sokmuştu.
Çapakçur beylerinden Süleyman Bey,Osmanlıların egemenliğini kabul ederek ,
Çapakçur(Bingöl) Osmanlılara geçti.
"Çapakçur ve havalisi Süleyman Beye, diğer kaleler de Ahmet beye düşmüştü.
Osmanlı himayesinde yaşayan bu kardeşler ilk zamanlarda iyi geçindilerse de
sonraları araları açıldı. Ahmet Beyin teşebbüsü ile Bab-ı Ali Süleyman Beyi
ittiham etti ve hatta bir fermanla Süleyman Bey,Çapakçur'da idam edildi.
Süleyman Beyin idamından sonra oğlu Maksut Bey Osmanlı hizmetine girerek ve
Kanuni ile Nehçivan seferine çıkıp Arap çayı önünde büyük yararlıklar
gösterdiğinden kanuni pederlerinden Mevrus Çapakçur kalesini Maksut
Beye,ocaklık namıyla tefviz eyledi."
Kanuni Sultan Süleyman Diyarbakır eyaletini teşkil ettiğinde Çapakçur'u
Sancak olarak buraya bağlamış. Bingöl Osmanlılar için önemli bir yere
sahipti. Çünkü Bingöl Osmanlıların İran'a karşı yürüttüğü mücadelelerde bir
üs olarak kullanıldığı gibi ekonomik bakımdan da önem arz etmektedir.
"23 Mayıs 1554'te Kanuni Sultan Süleyman Bingöl yöresinde idi.Göynük suyu
boyundaki Hokhzik denilen yerde yeniçeriler Sultanı büyük bir törenle
karşıladılar.
Çapakçur 1578 Şirvan'a asker gönderdi. Safeviler'e karşı bu şehir ve kaleyi
korudu.
"19.yüzyılın ikinci yarısında eyaletlerin kaldırılmasından sonra Çapakçur
Bitlis Vilayetinin Genç sancağı içerisinde yer alan ve aynı adı taşıyan
Kaza'nın merkezi oldu. V.Cuinet'e göre 19. Yüzyılların sonlarında Çapakçur
450 haneli 8 dükkanlı bir fırını olan meyve bahçeleri ve üzüm bağlarıyla
çevrili küçük bir yerleşme yeri idi ve nüfusu da 1075 kadardı. Ayrıca burada
Şayak adı verilen kaba bir dokuma üretiliyor ve çevredeki yerlere
gönderiliyordu.
Cumhuriyetin ilanı ülkenin
her yerinde sevinç ve coşkuyla karşılandı. Kiğılılar da Atatürk'e çektiği
telgraflarla mutluluklarını belirttiler. "Kiğılılar adına bu telgrafı
çekenler Zeynel zade Mustafa ve İmam Hacı Mehmet Efendidir."
Cumhuriyetin ilanından sonra sistemi istemeyen bazı kesimler Şeyh Said
önderliğinde örgütlenerek 1925'te Genç merkez olmak üzere isyan ettiler. Bu
isyan kısa bir sürede bastırıldı

|

Solhan zengin bir tarihi geçmişe sahiptir. Hititler, Huriler ,Urartular
devrinde çeşitli olaylara sahne olan Solhan zamanımıza kadar olan tarihini
kısaca şöyle açıklaya biliriz.
M.Ö 2000 yıllarında Fırat nehri kıyısında Vasukani şehrini kurup bütün
Anadolu'ya yayılan tarihte Mitaniler olarak bilinen Huriler M.Ö 1360 ta
Hitit'lerin Torosları aşıp kendilerini sıkıştırması ve yeni krallık devrinde
Şuppililuma Mitani prensini kendisine damat edinip himayesi altına
almasından dolayı Harput,Bingöl ve Muş dolaylarında hakimiyetlerini
kaybettiler.
M.Ö 1200 yıllarında Hitit devletinin yıkılması ile Van bölgesinde yerleşen
Urartular batıya doğru genişleyerek Bitlis,Muş ve Bingöl'ü alıp Murat ırmağı
vadisine ilerlediler.M.Ö 745 yıllarında Asurluların hakimiyetine geçen bölge
M.Ö 612 yılında Med, Babil ve Urartuların saldırısıyla Medlerin hakimiyetine
geçmiş.
M.Ö 550 yılında Kurs Medleri yenerek Pers devletini kurması batıya akınlara
başlamasıyla İskender imparatorluğu sınırları içerisinde kalan bölge
İskenderin ölümünden sonra Selef Kürslerin eline geçmiştir.M.Ö 200-189
yıllarında yeniden canlanıp Adıyaman'ın güneybatısında Komojen krallığını
kurdular. Doğuya doğru ilerleyerek Vana kadar uzanan bölgeyi ele
geçirmişlerdir.
1071 tarihine kadar Roma hakimiyetinde kalan bölge Selçukluların
egemenliğine geçmiş bir süre sonra Selçuklularda iktidar savaşı ve iç
karışıklar başladıktan sonra Moğollar Anadolu'ya saldırdılar 1245 Köse dağ
savaşında Selçukluların yenilmesi bölgeyle birlikte tüm Anadolu'ya hakim
oldular.Yeni beyliklerin ortaya çıktıklarını görüyoruz. Diyarbakır,ı
kendilerine yurt edinen Akkoyunlular 1394 yıllarında Bingöl, Erzurum,
Erzincan'da hakimiyet kurmuşlardır.
1473 yılında Otlukbeli savaşında Uzun Hasan'ın yenilmesi Solhan ilçemizin de
içinde bulunduğu bölge Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bundan sonra yörede
İran hakimiyeti görülse de Şah İsmail'in 1514 Çaldıran savaşında Osmanlılara
yenilmesiyle Yavuz Sultan Selim tarafından Doğu Anadolu'da birlik tesisi
görevini vezir Bıyıklı Mehmet Paşa ile İdrisi Bitlisi'ne vermiştir.Vilayet
nizamnamesi gereğince teşkilatlanmada Solhan ve Muş yöresi 1864 yıllarında
Erzurum eyaletine bağlandı.
1.Dünya savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgali altında kalan Solhan 1929
yılında nahiye olarak Muş iline 25 aralık 1935 tarihinde 2555 sayılı kanunla
il olan Bingöl'e 4 ocak 1936 tarihinde ilçe olarak bağlanmıştır.
Vilayetlerin yeniden
teşkilatlanması sırasında Solhan, 1864 yılında Erzurum eyaletine
bağlanmıştır. I. Dünya Savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgaline
uğramıştır. 1929 yılında nahiye olarak Muş iline ve 4 Ocak 1936 tarihinde de
Bingöl iline bağlanmıştır.
İlçenin yüzölçümü 1114 km2 dir. Bunun il yüzölçümüne oranı yüzde 13.71'dir.
İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1395 metredir. İl merkezine uzaklığı
60 km'dir.Bir doğa harikası olan "Yüzen Ada" bu ilçenin sınırları içindedir.
İlçenin 2 belediyesi, 26 köyü mevcuttur. Köyaltı yerleşim birimi (mezra)
sayısı 133'tür. Belediye sınırları içinde 7 mahalle muhtarlığı vardır.
Bunların 4 tanesi ilçe belediyesi, 3 tanesi de Arakonak Belediye sınırları
içindedir.
1997 Genel Nüfus Tespitine göre, İlçenin toplam nüfusu 35.327'dir. Bu
nüfusun yüzde 49.84'ü kentsel, yüzde 51.36'sı kırsal nüfustur. İlçede km2
başına 32 kişi düşmektedir.
Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Bingöl'ün bir ilçesi olan Solhan, doğusunda Muş,
batısında Bingöl, kuzeyinde Karlıova ve Varto, güneyinde de Diyarbakır ve
Genç ilçesi ile çevrelenmiştir. İstanbul İran transit yolu üzerinde olup,
Bingöl İli'ne 60 km. uzaklıktadır. İlçe, Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek
yayları üzerinde bulunmaktadır. İlçe topraklarının büyük bölümünü engebeli
alanlar ve meralar oluşturmaktadır. Güneydoğu Torosların devamı
niteliğindeki dağlar ilçenin güney sınırlarından geçmektedir. Bölgedeki
dağların yüksekliği 2000 m.yi geçer. İlçe topraklarının bir bölümü lav
örtüsüyle kaplıdır. Bu engebeli arazi üzerinde bulunan dağların en
önemlileri Şerafetin Dağları'dır. İlçenin kuzeyini tamamen kaplayan
Şerafetin Dağları'nın en yüksek noktalarını ; 2388 m. yükseklikteki Esentepe
ve 2675 m. yükseklikteki Şahin tepe oluşturmaktadır. Bu dağlar arasında
geniş meralar yer almaktadır. İlçenin en önemli akarsuyu Murat Irmağı'dır.
İlçe dışında ise Buğlan Çayı Baz Deresi, Masala Deresi önemli akarsularıdır.
İlçenin önemli yaylaları ise; Şerafetin, Ağması Çevkani, kuçekan, Kandil ve
Kabak Yaylalarıdır. Denizden yüksekliği 1395 m. olan ilçenin yüzölçümü 1.114
km2'dir. Toplam nüfusu ise 17.608'dir.
İlçenin ekonomisi büyük ölçüde hayvancılığa dayalıdır. Az miktarda da buğday,
elma, ceviz, arpa, soğan ve dut yetiştirilmektedir.
Solhan, eski ismiyle Boğlan, ilçenin 2 km. batısında yer alan Mezgeft adı
ile anılan yerde, Anadolu Selçuklu Beylerinden “Beyoğlan” adında bir beyin
yönetiminde kaldığı için bu ismi almıştır. Zamanla bu sözcük halk dilinde
değişime uğramış, Boğlan olarak anılmaya başlanmış, 1932 yılında da Solhan
adını almıştır.
Solhan ve yöresinin tarihi ile ilgili kesin bilgi olmamakla birlikte, bu
yöredeki yerleşimin Hititlere kadar uzandığı bilinmektedir. M.Ö 2000
yıllarında Fırat nehri kıyısında Vasukani şehrini kurup bütün Anadolu’ya
yayılan Hurriler, M.Ö 1360 ta Hitit’lerin Torosları aşıp kendilerini
sıkıştırması ve yeni krallık devrinde Şuppililuma Mitani prensini kendisine
damat edinip himayesi altına almasından ötürü, Harput, Bingöl ve Muş
dolaylarında hakimiyetlerini kaybetmişlerdir. M.Ö 1200 yıllarında Hitit
devletinin yıkılması ile Van bölgesinde yerleşen Urartular batıya doğru
genişleyerek Bitlis, Muş ve Bingöl’ü alıp Murat Irmağı Vadisine kadar
ilerlediler. M.Ö 745 yıllarında Asurluların hakimiyetine geçen bölge , M.Ö
612 yılında Med, Babil ve Urartuların saldırısıyla Medlerin hakimiyetine
geçmiştir. Daha sonra İskender'in Anadolu'yu ele geçirmesi ile, İskender
İmparatorluğu sınırları içerisinde kalan yöre, Onun ölümünden sonra
Seleukosların yönetimine girmiştir. Daha sonra da Romalıların eline
geçmiştir.
Malazgirt savaşı'ndan (1071) sonra, Selçukluların egemenliğine geçmiş,
Moğolların Anadolu’ya saldırıları ile, Köse Dağ Savaşında (1243)
Selçukluların yenilmesi sonucu Moğollar bölgeye hakim olmuşlardır. Bu
dönemde Diyarbakır'ı kendilerine yurt edinen Akkoyunlular 1394 yıllarında
Bingöl, Erzurum, Erzincan' da da hakimiyet kurmuşlardır. 1473 yılında
Otlukbeli Savaşı'nda Uzun Hasan'ın yenilmesi, Solhan'ın da içinde bulunduğu
bölge, Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bundan sonra yörede İran hakimiyeti
görülse de Şah İsmail’in 1514 Çaldıran Savaşı'nda Osmanlılara yenilmesiyle
Yavuz Sultan Selim tarafından Doğu Anadolu'da birlik tesisi görevini vezir
Bıyıklı Mehmet Paşa ile İdarisi Bitlisi (Kürt beyi) ne vermiştir. Vilayet
nizamnamesi gereğince teşkilatlanmada Solhan ve Muş yöresi 1864 yıllarında
Erzurum eyaletine bağlanmış,
I.Dünya savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgali altında kalan Solhan 1929
yılında nahiye olarak Muş iline bağlanmış, 1936 tarihinde de ilçe konumuna
getirilerek Bingöl İli'ne bağlanmıştır.

|
|
Bingöl
İli, özellikle doğa zenginliği ile yerli ve yabancı turistleri kendine
çekebilecek potansiyele sahiptir. Tarih boyunca Bingöl'ün birçok kavimler
tarafından otlak ve yayla olarak kullanılması sonucu, ilin önemli tarihi
eserlere sahip olması mümkün olmamıştır. Bu nedenle, ilin kültür turizmi
açısından fazla bir beklentisi bulunmamaktadır. Bingöl, temel çekiciliğini
doğasının zenginliğinde ve güzelliğinde bulmaktadır.
Bingöl'ün doğa güzelliğini ünlü Türk yazarı ve gezgini Evliya Çelebi ,
seyahatname adlı eserinde uzun uzadıya anlatır. Evliya Çelebi , Türkiye'nin
çeşitli yörelerinde bulunan yaylaları ismen sayar ve bu yaylaların içinde en
meşhur, en güzel ve en beğenilen yaylanın Bingöl Yaylası olduğunu söyler.
Ünlü gezgin, Bingöl yaylalarında bulunan bitki türlerinden, çok çeşitli
çiçeklerden, göllerden ve bu göllerde yetişen balık türlerinden hayranlıkla
söz eder ve göllerle ilgili efsaneleri dile getirir.
Yaylalar
ve doğal göllerin yanında göletler, ormanlar, mesire yerleri, soğuk sular,
termal su kaynakları, içmeler, Güneşin Doğuşu,
Yüzen Ada,
av turizmine ve kış sporları etkinliklerine uygunluk doğaya dönük turizm
potansiyeli içinde sayılabilir. Turizm çeşitleri bu alanlarda
yaygınlaştırılabilir. Konuya bu açıdan bakıldığında, yayla turizmi, sağlık
turizmi, orman turizmi, av turizmi ve kış sporu etkinlikleri gerekli
tedbirlerin alınması durumunda ilin sosyo-ekonomik kalkınmasına önemli
ölçüde katkı sağlayacak alanlar olacaktır.

|
İstanbul İran transit
yolu üzerinde Bingöl 60.km. uzaklıktadır. Doğusunda Muş batısında Bingöl
kuzeyinde Karlıova ve Varto güneyinde Diyarbakır ve Genç bulunmaktadır.
İlçemiz doğu Anadolu bölgesinin yüksek yayları üzerinde bulunmaktadır deniz
seviyesindeki yükseklik 1395.m. Topraklarının % 93 unu engebeli alanlar ve
meralar oluşturmaktadır. Güneydoğu Torosların devamı niteliğindeki dağlar
ilçenin güney sınırlarından geçmekte olup sarp bir görünüm arz eder dağların
yüksekliği 2000 m. yi geçer murat ırmağı vadisi küçük düzlükler il ilçe
merkezinin yerleştiği küçük ova dışında, hemen hemen her tarıma müsait arazi
bulunmaktadır.ilçe topraklarının bir bölümü lav örtüsüyle kaplıdır.Bu
engebeli arazi üzerinde bulunan dağların en önemlileri Şerafetin
dağlarıdır.ilçenin kuzeyini tamamı ile kaplayan Şerafetin dağlarının yüksek
noktaları 2388.m Esen tepe ve 2675.m yükseklikteki Şahin tepe oluşturur bu
dağlar arasında geniş meralar yer almaktadır. Zengin bitki örtüsüyle
kaplıdır.önemli akarsuları Murat nehridir önemli yaylaları Şerafetin, Ağmasi
Çevkani, kuçekan, kandil ve kabak yaylalarıdır. düzlük alanı tarihi şeref
meydanıdır.ilçe dışında Buğlan çayı Baz deresi Masala deresi önemli
akarsularıdır.
Güneydoğu Torosların devamı niteliğindeki dağlar ilçenin güney sınırlarından
geçmekte olup oldukça sarp bir görünüm arz eder. Topraklarının %39 unu
engebeli alanlar ve meralar oluşturmaktadır. Dağların yükseklikleri çok
yerde 2000 metreyi geçer.
Murat ırmağı vadisindeki ve çevresindeki düzlükler ile ilçe merkezinin
yerleştiği alanlarda tarıma elverişli araziler bulunmaktadır.
İlçe topraklarının bir bölümü lav örtüsü ile örtülüdür. Yaylaları oldukça
zengin bitki örtüsü ile kaplıdır. İlçenin orman yapısı genellikle ilçenin
güney kısımlarını yoğun bir şekilde teşkil eden meşenin yanında yer yer
Ardıç, Sakız, Yabani Kavak, Alıç, Elma ağaçları bulunmaktadır
Önemli dağlar: Şerafettin Dağları, Haçiçe Dağı,Dıcar Dağları, Şeyh Yusuf
Dağları
Göller : Arzenk gölü , Turna gölü (yüzen ada ), Gelintepe gölü, Harsevank
gölü
Akarsu ve ırmaklar : İlçe sınırları içinde en önemli akarsu murat ırmağıdır.
Van gölünün kuzeyindeki ala dağ dan doğar Muş ilçe merkezinde Kurt istasyonu
yakınlarında Karasu nehri ile birleşerek Bingöl Muş Diyarbakır il
sınırlarının kavşak noktasının kuzeyinden Bingöl il sınırlarına girerek il
sınırları içinde birçok dere ve çay ile birleşerek Genç ilçesinden geçerek
Elazığ il sınırına girer.Bingöl ili içinde toplam uzunluğu 96 km dir. Canut
çayı, Kafik çayı, Amasi çayı, Elmasırtı çayı, Kale çayı, Masala deresi,
Kerenger deresi, Haraba çayı, Bebin suyu diğer önemli akarsularındandır.
İKLİM YAPISI: Solhan ilçesinde karasal iklim hüküm sürmektedir. Yazları
sıcak ve kurak kışları soğuk ve set geçer.Yağışlar kışın kar halinde
ilkbahar ve sonbaharda Yağmur halinde görülür.
İlçemizde yılın bir kısmı don halinde geçer buda ulaşımı ve sosyal yaşamı
olumsuz yönde etkiler.
Yurdumuz ortalamasına göre ilçemizde yaz günü ortalaması oldukça düşüktür.
|
|
MAĞARALAR
Bingöl
ilinde belli bir tarihi geçmişe ve insan eliyle işlenmiş bir yapıya sahip
olan mağaralar vardır.
Kiğı Çiçektepe Köyü Mağarası
Mağara, Kiğı ilçesinin Çiçektepe köyünde, Sivri Dağı'nın eteğinde
bulunmaktadır. Mağarada iki oda, at için yer, yemlik ve çocuk beşiği
mevcuttur. Mağaranın bulunduğu yer oldukça eğimli bir yapıya sahiptir.
Ayrıca Mağara önündeki mevcut yolla Erzincan'a gidildiği rivayet
edilmektedir.
Bu
mağara, Kiğı'nın çok eski çağlardan beri insan topluluklarına mesken
olduğunu göstermektedir.
Zağ Mağarası
Zağ
Mağarası, Murat Nehri kıyısında, Gökçeli ve Yenidal köyleri arasında sarp
bir kayalıkta bulunmaktadır. Murat Nehri'ne bakan tarafı yerden 200-300
metre yükseklikte olup kayaların oyulmasıyla yapılmıştır.
Mağara, üç kat üzerinde kurulmuştur. Her bir katında da 26 oda mevcuttur.
Katlar arası geçiş yuvarlak bacalarla, odadan odaya geçişler ise kapılarla
sağlanmıştır. Birinci katta Zahire deposu olarak kullanıldığı sanılan
kuyular, alt katta oturma odaları, en üst katta iki haremlik odası mevcuttur.
Mağara zaman içinde hasar görmüşse de şu anda 17 odası hala yapısını
korumaktadır.
Kalkanlı Köyü Mağaraları
Yayladere ilçesine bağlı Kalkanlı Köyü yakınlarında bulunan mağaralar, bir
çok oyma sanatı ile süslenmiştir. Mağaralar ve mağaraların çevrelediği
şelale turistik bir öneme sahiptir.
Kübik Mağarası
Kübik mağarası, Karlıova ilçesinin Kübik Köyü yakınlarındadır. Içinde cilalı
Taş ve Tunç Devrine ait bazı kalıntılar vardır. Duvarlarında bir takım
oymalar ve işlemeler mevcuttur.
Mesire Yerleri
DSİ Dinlenme Parkı
İl Merkezine 3 Km.
uzaklıkta bulunan tesis, Bingöl II.Merhale Projesi Gayt Sulama Şebekesi'nin
su alma yapısı olan ve Gayt Çayı üzerinde inşa edilen gayt regülatörünün
bulunduğu sahanın düzenlenmesi sonucu halkın hizmetine sunulmuştur.
Atapark
İl merkezinden 10 km
uzaklıkta olup, Bingöl-Elazığ Karayolu üzerindedir. Çevresi gür meşe
ağaçlarıyla kaplıdır. Yolun 500 m. alt tarafından dar bir boğazdan akan Gayt
Çayı ve çayın hemen karşısında bulunan dağlar ve platolar görünüme ayrı bir
güzellik verir. Temiz ve içaçıcı bir havası olan parkın içindeki mevcut
kaynak suyu çeşme haline getirilmiştir. Şehir merkezine yakın olduğundan
ötürü yaz aylarında yerli ve yabancı turistler için uygun bir mesire yeridir.
Öz-Kale Vali Abdulkadir SARI Dinlenme ve Spor Tesisleri
Tesis Bingöl-Muş
karayolunun 5 km. de (Şehir merkezinden 7 km.dir) Kaleönü mahallesindedir.
1985-1986 yıllarında 111.000 m2 lik bir alan üzerinde İl Özel İdaresince
tesis edilen örnek meyve ve kavak bahçesi içindedir. Bu bahçe içindeki Vali
Abdülkadir SARI Dinlenme ve Spor Tesislerine ait alan yaklaşık 7-8 dönümdür.
Tesis halka açık olup,
her türlü yiyecek ve içeçek müstecir tarafından günlük olarak satılmakta
olduğu gibi, piknik için gidenler kendi ihtiyaçlarını kendileri götürüp
piknik yapmaları da mümkündür.
Kayak Evi ve Tesisleri
Bingöl, yeryüzü
şekilleri ve iklimi itibariyle kış sporlarına oldukça elverişlidir. İl'de
başlıca iki kayak tesisi mevcut olup, bunlardan Kiğı Kayak Evi 1988 de
hizmete açılmış, bugün gayri faal durumdadır. Diğer kayak evi Merkez Yolçatı
Kayak Evi ve Tesisi olup , sporcuların hizmetine açıktır.
F. Bal Kaymak Evleri
Bingöl-Elazığ karayolu
üzerinde Kuruca Köyü içinde bulunmaktadır. Bu köy, civarın en güzel bal ve
kaymaklarını çıkarmakta ve yöreden geçen yolcular, buranın meşhur bal ve
kaymağını almadan geçmemektedirler. Bingöl Kayak Evine 4 km. mesafede
bulunan bu köyde özel olarak açılan dükkanlardan saç ekmeği içerisinde bal
ve kaymak müştereken satılmakta ve büyük ilgi görmektedir.
|
 KÖYLERİMİZ
İlçeye bağlı toplam 26 köy ve 137 mezra vardır. Yörenin engebeli ve dağınık
bir arazi yapısına sahip olması verilen hizmetlerin maliyetinin artmasına ve
çeşitli zorluklara neden olmaktadır.
Köylerimizin hepsinin yolu vardır. Fakat bu yolların sanat yapıları ve
stabilizelerinin yapılması gerekmektedir. Hizmetlerde çeşitli aksaklıklar
vardır. Elbaşı,Göksu, Doğuyeli, Gençtavus, kale, Arslanbeyli-İnandık
köylerinin grup yollar stabilizesiz ve sanat yapıları eksik olduğundan
dolayı kış aylarında ulaşım güçlüğü ile karşı karşıya kalınmaktadır.
Doğuyeli ve Gençtavus köylerinde meydana gelen doğal afet nedeniyle bu
köylerin bir kısmı ilçe merkezine yerleştirilmiştir.
|